Sevdiğim Fotoğraflar
Gitmek İstediğim Yerler
Benim Tarzım
Okumak İstediklerim
İzlediklerim
Gezdiğim Yerler
Evim İçin
Eğitim
Şiir
Yaşam
Ünlüler
Hobi
Teknoloji
Öykü
Haber
Tanzimat Fermanı
YGS Soru ve Cevapları 2011
Betimleyici Anlatım
Biyografiler(Yaşam Öyküleri)
Dede Korkut Hikayeleri Hakkında Bilgi Özet
Hikaye Nedir, Özellikleri ve Çeşitleri
Hikaye(öykü) çeşitleri
Samipaşazade Sezai Sergüzeşt Özeti
Cahit Sıtkı Tarancı’nın hayatı, edebi kişiliği, eserleri
Keloğlan'ın Hayatı
Düşünceyi geliştirme yolları
Katy Perry Teenage Dream Şarkı Sözü Türkçe Çevirisi
Hozan Beşir Gelmiş Bahar Geçmiş Yazlar Neyleyim Türkçe - Kürtçe
Yunus Emre'nin hayatı, edebi kişiliği, eserleri, şahsiyeti
Hakkında çok az bilgi bulunan Yûnus Emre, Anadolu Selçuklu Devleti'nin dağılmaya ve Türk Beylikleri'nin kurulmaya başladığı 13. yy ortalarından Osmanlı Beyliği'nin kurulmaya başladığı 14. yy'ın başlarında Orta Anadolu'da doğup yaşamış bir Türkmen bilgesi, şair ve bir erendir.

Yûnus'un yaşadığı yıllar, Anadolu Türklüğünün Moğol akın ve yağmalarıyla, iç kavga ve çekişmelerle, siyasî otorite zayıflığıyla, dahası kıtlık ve kuraklıklarla perişan olduğu yıllardır.
Bu yıllar aynı zamanda, çeşitli sünni olmayan mezhep ve inançların, batınî ve mutezilî görüşlerin de yoğun bir şekilde yayılmaya başladığı bir zamandır. İşte böyle bir ortamda, Yûnus Emre, Allah sevgisini, aşk ve güzel ahlakla ilgili düşüncelerini, her türlü batıl inanca karşı, gerçek İslam tasavvufunu işleyerek Türk-İslam birliğinin oluşmasında önemli görevler yapmıştır.
Çeşitli belgelerden anlaşıldığına göre, Yûnus Emre, Hicri. 648 (Miladi. 1240) yılında doğmuş, 82 yıl yaşadıktan sonra H. 720 (M. 1320) yılında vefat etmiştir.
Doğduğu yer konusundaki tartışmalar Eskişehir'in Mihalıççık ilçesine bağlı Sarıköy ile Karaman üzerinde yoğunlaşmaktadır.
Menakıpnâmelerle şiirlerinden çıkarılan bilgilere göre Babalılardan Taptuk Emre'nin dervişidir.Şiirlerinden tasavvuf yolunu seçtiği, iyi bir öğrenim gördüğü anlaşılmaktadır. Anadolu kentlerini dolaştığı, Azerbaycan ve Şam'a gittiği, Mevlana'yla görüştüğü, giderek şeyh olduğu da bu bilgiler arasındadır.
Gel Gör Beni Aşk Neyledi
Ben yürürüm yana yana
Aşk boyadı beni kana
Ne akîlem ne divâne
Gel gör beni aşk neyledi
Gâh eserim yeller gibi
Gâh tozarım yollar gibi
Gâh akarım seller gibi
Gel gör beni aşk neyledi
Akarsularım çağlarım
Dertli ciğerim dağlarım
Şeyhim anuban ağlarım
Gel gör beni aşk neyledi
Ya elim al kaldır beni
Ya vaslına erdir beni
Çok ağlattın güldür beni
Gel gör beni aşk neyledi
Ben yürürüm ilden ile
Şeyh anarım dilden dile
Gurbette halim kim bile
Gel gör beni aşk neyledi
Mecnun oluban yürürüm
O yâri düşte görürüm
Uyanıp melûl olurum
Gel gör beni aşk neyledi
Miskin Yunus bîçâreyim
Baştan ayağa yâreyim
Dost ilinden âvâreyim
Gel gör beni aşk neyledi
GÖNÜLLER YAPMAYA GELDiM
Benim bunda kararım yok, bunda gitmeye geldim
Bezirganım mataım çok, alana satmağa geldim.
Ben gelmedim da'va için benim işim sevi için
Dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmağa geldim
Dost eşruğu deliliğim, aşıklar bilir neliğim
Devşuruben ikiliğim, birliğe bitmeye geldim
Yunus Emre aşık olmuş, ma'şuka derdinden olmuş
Gerçek erin kapısında ömrüm harcamaya geldim
Yûnus Emre'nin mezarı olduğu iddia edilen pek çok mezar ve türbe vardır. Bunlar; Eskişehir'in Mihalıççık ilçesine bağlı Sarıköy; Karaman'da Yunus Emre Camii avlusu; Bursa; Aksaray ile Kırşehir arası; Ünye; Kula ile Salihli arasında Emre Sultan köyü; Erzurum, Duzcu köyü; Isparta'nın Gönen ilçesi; Afyon'un Sandıklı ilçesi; Sivas yakınında bir yol üstü. Ayrıca Tokat'ın Niksar ilçesinde de bulunmaktadır.Bu mezar ve türbelerin çokluğu halkımızın Yunus'a olan sevgisine işaret etmektedir.
Yunus Emre'nin iki eseri vardır:
1.Divan:
Bu eserinde şiirleri toplanmıştır. Şiirlerinin kimileri hece, kimiler ise aruz ölçüsüyle yazılmıştır.Bu şiirlerde derin bir Allah, peygamber ve insan sevgisi vardır. Hatta “Yaratılanı severiz yaratandan ötürü” dizesinden de anlaşılacağı üzere Yunus bütün varlık alemine sevgiyle yaklaşmıştır. Yunus’un bu sevgi ve hoşgörü iklimi sadece Anadolu’da etkili olmamıştır. Günümüzde Yunus Emre sevgi ve hoşgörüsüyle dünyaca tanınan bir şahsiyet olmuştur.
2.Risaletü'n – Nushiyye:
1307'de yazıldığı sanılmaktadır. Eser, mesnevi tarzında yazılmıştır ve 573 beyitten oluşmaktadır. Eser dini, tasavvufi, ahlaki bir kitaptır. "Öğütler kitabı" anlamına gelmektedir.
Fikrî ve Edebî Şahsiyeti(Edebi Kişiliği)
Yunus Emre, halk diliyle tasavvuf edebiyatının en büyük şairidir. Daha Orta Asya asırlarında Ahmed Yesevi ile başlayan halk tasavvuf şiiri; Türkistan, horasan ve Anadolu'da yüz yılı aşan bir işleniş çağından sonra, en üstün seviyesine Yunus Emre'de varmıştır. Yunus'un duygu ve düşünce alemini hazırlayan kültürün kaynağında İslam İmanı vardır. Bu iman, dünyanın üç kıtasında tecrübe görmüş ve her yeni nesle zeka ve irfan mirasları bırakmış bir milletin bağrında, kendi öz çevresini bulmuştur. Yunus'un bilgi ve düşünce aleminde, önce bu uzun, sabırlı ve sayısız hayat tecrübelerinden doğan irfan ışıldar. Onun yaradılış, varlık, yokluk, aşk ve Allah hakkında duygulu ve hummalı zihin yoruşları vardır ki aynı irfan kaynağından beslenir.
Yunus, insan olan herkese karşı; fakir, zengin, Hıristiyan ve Müslüman ayrımı yapmayan, engin sevgiyle bağlıdır. Onda ki insan sevgisi, insan'da Allah'tan bir parça, ondan gelip bedenlenmiş bir cevher bulunduğunu bilmesindendir. Yunus, işte bu parçanın bütününe yani Allah'a aşıktır. O'nu gönlünde bilmenin heyecanıyla vurgundur. Bu heyecanı, Musa Peygamber'in konuştuğu çoban kadar saf bir gönülle duyar; aynı saflıkla söyler. Yeryüzünde bir ömür boyu vatanından uzak kalmış bir insan hüznüyle Yunus'un Allah diyarına karşı sonsuz hasret duyması da bundandır. Yunus, ömrü boyunca böyle bir nostaljinin hummalarıyla yanmış, şiirlerine bu hummanın hareketini vermiştir.
Nihayet, bütün bu iç ve kafa hareketleriyle olgunlaşıp derinleşen, bazen coşkun, bazen rind ve her haliyle cana yakın bir derviş... Yunus Emre'nin şiirlerinden ve halk içine yayılan menkıbelerinden yükselerek yedi asır ötede canlanan simasını belli başlı çizgileri bunlardır. Yunus; duymuş, düşünmüş, inanmış ve bütün bu duyuş, düşünüş ve inanışlarını büyük bir sadelik ve kolaylıkla şiirleştirmeye muvaffak olmuştur. İslami taassubun, üzerinde durmaktan çekindiği birçok iman meseleleri ile cennet, cehennem, sırat ve benzeri gibi kavramlar, onun en zeki ve en hür düşüncelerine mevzu olmuştur. Şiirleri, eskilerin, sehl-i mümteni dedikleri, her dilin söyleyemeyeceği bir açıklık ve kolaylıkla terennüm edilmiştir.
2 yıl önce
2 yıl önce
2 yıl önce
2 yıl önce
:):):):):):):):):):):):):):):):):):):):):):):):):):)):):):):):):):)::):):)):):):):):):):):):):):):):):):):) 2 yıl önce
2 yıl önce
:))))))))) 2 yıl önce
2 yıl önce
2 yıl önce
Yavuz Sultan Selim döneminin 871 nolu Konya il yazıcı defterindeki belge Başbakanlık Arşivindedir. Bu belgenin 235. sayfasında Yunus\'un bağlı bulunduğu aile reisi İsmail Hacı\'nın, cemaati ile birlikte Horasan\'dan Larende\'ye (Karaman) gelerek; burada yerleşip yurt edindiği yazılıdır. Bu belgede adı geçen Hacı İsmail Köyü, Yunus Emrenin dedesi olan Hacı İsmail tarafından kurulmuş; Karaman\'a 29 Km. uzaklıktadır. Yine bu belgede Yunus Emre\'nin, Karamanoğlu İbrahim Bey\'den YERCE adındaki yeri satın aldığı ve ölünce mülkününün çocuklarına miras kaldığı belirtilmektedir. 3 yıl önce
ama yine de teşekkrler..:) 3 yıl önce
Mustafa Furkan Can ... 3 yıl önce
3 yıl önce