Şems’in 40 Kuralı - Mevlana

2010-03-26 22:43:00

Gönlü geniş ve ruhu gezgin sufi meşreplilerin kırk kuralı:

1. Kural: Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız,
kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet tanrı dendi mi öncelikle
korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sen de
korku ve utanç içindesin çoğunlukla. Yok, eğer, tanrı dendi mi evvela
aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca
mevcut demektir.

2. Kural: Hak yolunda ilerlemek yürek işidir, akıl işi değil.
Kılavuzun daima yüreğin olsun, omuzun üstünde ki kafan değil. Nefsini
bilenlerden ol silenlerden değil !

3. Kural: Kur’an dört seviyede okunabilir.
İlk seviye zahiri manadır. Sonra ki batıni manadır. Üçüncü, batıninin
batınisidir. Dördüncü seviye o kadar derindir ki kelimeler kifayetsiz
kalır tarif etmeye.

4. Kural: Kainattaki her zerrede Allah’ın sıfatlarını bulabilirsin,
çünkü O camide, mescitte, kilisede, havrada değil, her an her yerdedir.
Allah’ı görüp yaşayan olmadığı gibi, onu görüp ölen de yoktur. Kim O’nu
bulursa, sonsuza dek O’nda kalır.

5. Kural: Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl
temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. Aman sakın kendini diye
tembihler. Halbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği:
Bırak kendini, ko gitsin; akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini
yıpratır, harap düşer. Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar
arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var!

6. Kural: Şu dünyadaki çatışma, önyargı ve husumetlerin çoğu dilden
kaynaklanır. Sen sen ol, kelimelere fazla takılma. Aşk konusunda dil
zaten hükmünü yitirir. Aşık dilsiz olur.

7. Kural: Şu hayatta tek başına inzivada kalarak, sadece
kendi sesinin yankısını duyarak, hakikati keşfedemezsin. Kendini ancak
bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin.

8. Kural: Başına ne gelirse gelsin, karamsarlığa kapılma. Bütün
kapılar kapansa bile, sonunda O sana kimsenin bilmediği gizli bir
patika açar. Sen şu anda göremesen de, dar geçitler ardında nice cennet
bahçeleri var. Şükret! istediğini elde edince şükretmek kolaydır. Sufi,
dileği gerçekleşmediğinde de şükredebilendir.

9. Kural: Sabretmek, öylece durup beklemek değil, ileri
görüşlü olmak demektir. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp
gündüzü tahayyül edebilmektir. Allah aşıkları, sabrı gülbeşeker gibi
tatlı tatlı emer, hazmeder. Ve bilirler ki, gökteki ayın hilalden
dolunaya varması için zaman gerekir.

10. Kural: Ne yöne gidersen git, doğu, batı, kuzey ya da güney-
çıktığın her yolculuğu içine doğru bir seyahat olarak düşün! Kendi
içine yolculuk eden kişi, sonunda arzı dolaşır.

11. Kural: Ebe bilir ki sancı çekilmeden doğum olmaz, ana
rahminden bebeğe yol açılmaz. Senden yepyeni ve taptaze bir sen zuhur
edebilmesi için zorluklara, sancılara hazır olman gerekir.

12. Kural: Aşk bir seferdir. Bu sefere çıkan her her yolcu, istese
de istemese de tepeden tırnağa değişir. Bu yollara dalıp da değişmeyen
yoktur.

13. Kural: Şu dünyada semadaki yıldızlardan daha fazla
sayıda sahte hacı, hoca, şeyh, şıh var. Hakiki mürşit seni kendi içine
bakmaya ve nefsini aşıp kendindeki güzellikleri bir bir keşfetmeye
yönlendirir. Tutup da ona hayran olmaya değil.

14. Kural:Hakk’ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine,
teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın.
Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir diye endişe etme. Nereden
biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?

15. Kural: Allah, içte ve dışta her an hepimizi tamama
erdirmekle meşguldür. Tek tek her birimiz tamamlanmamış bir sanat
eseriyiz. Yaşadığımız her hadise, atlattığımız her badire eksiklerimizi
gidermek için tasarlanmıştır. Rab noksanlarımızla ayrı ayrı uğraşır
çünkü beşeriyet denen eser, kusursuzluğu hedefler.

16. Kural: Kusursuzdur ya Allah, onu sevmek kolaydır. Zor olan
hatasıyla sevabıyla fani insanları sevmektir. Unutma ki kişi bir şeyi
ancak sevdiği ölçüde bilebilir. Demek ki hakikaten kucaklamadan
ötekini, Yaradan’dan ötürü yaratılanı sevmeden, ne layıkıyla bilebilir,
ne layıkıyla sevebilirsin.

17. Kural: Esas kirlilik dışta değil içte, kisvede değil
kalpte olur. Onun dışındaki her leke ne kadar kötü görünürse görünsün,
yıkandı mı temizlenir, suyla arınır. Yıkamakla çıkmayan tek pislik
kalplerde yağ bağlamış haset ve art niyettir.

18. Kural: Tüm kainat olanca katmanları ve karmaşasıyla insanın
içinde gizlenmiştir. Şeytan, dışımızda bizi ayartmayı bekleyen korkunç
bir mahluk değil bizzat içimizde bir sestir. Şeytanı kendinde ara,
dışında, başkalarında değil ve unutma ki nefsini bilen Rabb’ini bilir.
Başkalarıyla değil sadece kendiyle uğraşan insan sonunda mükafat olarak
Yaradan’ı tanır

19. Kural: Başkalarından saygı, ilgi ya da sevgi bekliyorsan
önce sırasıyla kendine borçlusun bunları. Kendini sevmeyen birinin
sevilmesi mümkün değildir. Sen kendini sevdiğin halde dünya sana diken
yolladı mı, sevin. Yakında gül yollayacak demektir.

20. Kural: Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir
çabadan ibarettir. Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün.
Gerisi zaten kendiliğinden gelir.

21. Kural: Hepimiz farklı sıfatlarla sıfatlandırıldık. Şayet
Allah herkesin tıpatıp aynı olmasını isteseydi, hiç şüphesiz öyle
yapardı. Farklılıklara saygı göstermemek, kendi doğrularını başkalarına
dayatmaya kalkmak, Hakk’ın mukaddes nizamına saygısızlık etmektir.

22. Kural: Hakiki Allah aşığı, bir meyhaneye girdi mi orası ona
namazgah olur. Ama bekri aynı namazgaha girdimi orası ona meyhane olur.
Şu hayatta ne yaparsak yapalım, niyetimizdir farkı yaratan, suret ile
yaftalar değil.

23. Kural: Yaşadığımız hayat elimize tutuşturulmuş rengarenk
ve emanet bir oyuncaktan ibaret. Kimisi oyuncağı o kadar ciddiye alır
ki ağlar, perişan olur onun için. Kimisi eline alır almaz şöyle bir
kurcalar oyuncağı kırar ve atar. Ya aşırı kıymet verir, ya kıymet
bilmeyiz.
Aşırılıklardan uzak dur. Sufi ne ifrattadır ne tefritte. Sufi daima orta yerde…

24. Kural: Madem ki insan eşref-i mahlukattır, yani varlıkların en
şereflisi, attığı her adımda Allah’ın yeryüzünde ki halifesi olduğunu
hatırlayarak, buna yakışır soylulukta hareket etmelidir. İnsan yoksul
düşse, iftiraya uğrasa, hapse girse, hatta esir olsa bile, gene de başı
dik, gözü pek, gönlü emin bir halife gibi davranmaktan vazgeçmemelidir.

25. Kural: Cenneti ve cehennemi illa ki gelecekte arama.
İkisi de şu anda burada mevcut. Ne zaman birini çıkarsız, hesapsız ve
pazarlıksız sevmeyi başarsak, cennetteyiz aslında. Ne vakit birileriyle
kavgaya tutuşsak; nefrete, hasede ve kine bulaşsak, tepetaklak
cehenneme düşüveririz.

26. Kural: Kainat yekvücud, tek varlıktır. Herşey ve herkes görünmez
iplerle birbirine bağlıdır. Sakın kimsenin ahını alma; bir başkasının,
hele hele senden zayıf olanın canını yakma. Unutma ki dünyanın öte
ucunda tek bir insanın kederi, tüm insanlığı mutsuz edebilir. Ve bir
kişinin saadeti herkesin yüzünü güldürebilir.

27. Kural: Şu dünya bir dağ gibidir, ona nasıl seslenirsen o
da sana öyle aksettirir. Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı laf
yankılanır, şer çıkarsa sana gerisin geri şer yankılanır.
Öyleyse kim ki senin hakkında kötü konuşur, sen o insan hakkında kırk
gün kırk gece güzel sözler et. Kırk günün sonunda göreceksin herşey
değişmiş olacak. Senin gönlün değişirse dünya değişir.

28. Kural: Geçmiş, zihinlerimizi kaplayan bir sis bulutundan ibaret.
Gelecek ise başlı başına bir hayal perdesi. Ne geleceğimizi bilebilir,
ne geçmişimizi değiştirebiliriz. Sufi daima şu anın hakikatini yaşar.

29. Kural: Kader hayatımızın önceden çizilmiş olması demek
değildir. Bu sebepten, ”ne yapalım, kaderimiz böyle” deyip boyun bükmek
cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol
ayrımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar
yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatının hakimisin, ne de hayat karşısında
çaresizsin.

30. Kural: Hakiki sufi öyle biridir ki başkaları tarafından kınansa,
ayıplansa, dedikodusu yapılsa, hatta iftiraya uğrasa bile, o ağzını
açıp da kimse hakkında tek kelime kötü laf etmez.
Sufi kusur görmez kusur örter.

31. Kural: Hakk’a yakınlaşabilmek için kadife gibi bir kalbe
sahip olmalı. Her insan şu veya bu şekilde yumuşamayı öğrenir. Kimi bir
kaza geçirir, kimi ölümcül bir hastalık, kimi ayrılık acısı çeker, kimi
maddi kayıp… Hepimiz kalpteki katılıkları çözmeye fırsat veren
badireler atlatırız. Ama kimimiz bundaki hikmeti anlar ve yumuşar;
kimimiz ise, ne yazık ki daha da sertleşerek çıkar.

32. Kural: Aranızda ki perdeleri tek tek kaldır ki Allah’a saf bir
aşkla bağlanabilesin. Kuralların olsun ama kurallarını başkalarını
dışlamak yahut yargılamak için kullanma. Bilhassa putlardan uzak dur,
dost. Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma. İnancın büyük olsun ama
inancınla büyüklük taslama !

33. Kural: Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken sen
hiç ol! Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl
ki çömleği tutan dışında ki biçim değil içinde ki boşluk ise, insanı
ayakta tutan da benlik zannı değil hiçlik bilincidir.

34. Kural: Hakk’a teslimiyet ne zayıflık, ne edilgenlik demektir.
Tam tersine, böylesi bir teslimiyet son derece güçlü olmayı gerektirir.
Teslim olan insan çalkantılı ve girdaplı sularda debelenmeyi bırakır;
emin bir beldede yaşar.

35. Kural: Şu hayatta ancak tezatlarla ilerleyebiliriz.
Mümin içindeki münkirle tanışmalı, Allah’a inanmayan kişi ise içindeki
inananla. İnsan-ı kamil mertebesine varana kadar gıdım gıdım ilerler
kişi. Ve ancak tezatları kucaklayabildiği ölçüde olgunlaşır.

36. Kural: Hileden, desiseden endişe etme. Eğer birileri sana tuzak
kuruyor, sana zarar vermek istiyorsa, Allah da onlara tuzak kuruyordur.
Çukur kazanlar o çukura kendileri düşer. Bu sistem karşılıklar esasına
göre işler. Ne bir katre hayır karşılıksız kalır, ne bir katre şer.
O’nun bilgisi dışında yaprak bile kıpırdamaz. Sen sadece buna inan !

37. Kural: Allah kılı kırk yaracak titizlikle çalışan bir
saat ustasıdır. O kadar dakiktir ki sayesinde her şey tam zamanında
olur. Ne bir saniye erken, ne bir saniye geç. Her insan için bir aşık
olma zamanı vardır; bir de ölmek zamanı.

38. Kural: Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazır
mıyım? Diye sormak için hiçbir zaman geç değil. Kaç yaşında olursak
olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün.
Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa, yazık !
Her an her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.

39. Kural: Noktalar sürekli değişse de bütün aynıdır. Bu
dünyadan giden her hırsız için bir hırsız daha doğar. Ölen her dürüst
insanın yerini bir dürüst insan alır. Hem bütün hiçbir zaman bozulmaz.
Her şey yerli yerinde kalır, merkezinde… Hem de bir günden bir güne
hiçbir şey aynı olmaz.
Ölen her sufi için bir sufi daha doğar.

40. Kural: Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi
aşk peşinde mi koşmalıyım, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani diye
sorma! Ayrımlar ayrımları doğurur. Aşk’ın hiçbir sıfat ve tamlamaya
ihtiyacı yoktur.
Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde ya da dışındasındır, hasretinde.

158
0
0
Yorum Yaz
Ödev Ödev