Ergenekon Destanı Özeti

2008-03-07 07:54:00

Türkleri kıskanan yabancı kavimler birleştiler, Türkler'in üzerine yürüdüler. Düşman gelince vuruşma da başladı. On gün savaştılar. Sonuçta Türkler üstün geldi. Bu yenilgileri üzerine düşman kavimlerin dediler ki: "Türklere hile yapmazsak halimiz yaman olur" Tan ağaranda, baskına uğramış gibi, ağırlıklarını bırakıp kaçtılar. Türkler, "Bunların gücü tükendi, kaçıyorlar" deyip artlarına düştüler. Düşman, Türkler'i görünce birden döndü. Vuruşma başladı. Türkler yenildi. Büyüklerin hepsini kılıçtan geçirdiler, küçükleri tutsak ettiler. Savaşta sağ kalanlar oturup düşündüler: "Dörtbir yan düşman dolu. Dağların içinde kişi yolu düşmez bir yer izleyip yurt tutalım, oturalım." Sürülerini alıp dağa doğru göç ettiler. Geldikleri yoldan başka yolu olmayan bir yere vardılar. Bu tek yol da öylesine sarp bir yoldu ki deve olsun, at olsun güçlükle yürürdü; ayağını yanlış yere bassa, yuvarlanıp paramparça olurdu. Türkler'in vardıkları ülkede akarsular, kaynaklar, türlü bitkiler, yemişler, avlar vardı. Böyle bir yeri görünce, ulu Tanrı'ya şükrettiler. Kışın hayvanlarının etini yediler, yazın sütünü içtiler. Derisini giydiler. Bu ülkeye Ergenekon dediler. Dört yüz yıl sonra kendileri ve süreleri o denli çoğaldı ki Ergenekon'a sığamaz oldular. Türkler, kurultayın kararı üzerine, Ergenekon'dan çıkmak için yol aradılar; bulamadılar. O zaman bir demirci dedi ki: "Bu dağda bir demir madeni var. Yalın kat demire benzer. Demirini eritsek, belki dağ bize geçit verir." Gidip demir m... Devamı

Yobaz ne demektir? Yobaz nedir, kimlere yobaz denir?

2008-04-07 07:32:00

İçerik şuraya taşındı. Tıklayın.   http://esozluk.net/yobaz-ne-demektir-yobaz-nedir-kimlere-yobaz-denir/ Devamı

Türk ve dünya edebiyatında ilkler

2008-01-04 21:17:00

Edebiyatımızda noktalama işaretini, ilk kez Şinasi 'Şair Evlenmesi'nde kullanmıştır. Edebiyatımızda ilk çeviri roman, Kamil Paşa'nın yaptığı Telemak'tır. Edebiyatımızda ilk roman,Taaşşuk-u Talat-ı Fitnat'tır. Edebiyatımızda ilk köy romanı,Nabizade Nazım'ın "Karabibik"adlı eseridir. Edebiyatımızdaki ilk realist romancı Recaizade Mahmut Ekrem'dir. Edebiyatımızdaki ilk realist roman Araba Sevdası'dır yazarı Recaizade Mahmut Ekrem'dir. Edebiyatımızda ilk edebi roman,Namık Kemal'in "İntibah"adlı eseridir. Edebiyatımızda ilk psikolojik roman,Eylül'dür(Mehmet Rauf) Edebiyatımızda ilk tarihi roman,Namık Kemal'in "Cezmi"adlı eseridir. Edebiyatımızda ilk kadın romancı Fatma Aliye'dir. Edebiyatımızda ilk makaleyi Şinasi yazmıştır.(Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi) İlk tiyatro Şinasi'nin Şair Evlenmesi'dir. Edebiyatımızdaki ilk pastoral şiir A.Hamit Tarhan'ın Sahra adlı şiiridir. Edebiyatımızdaki ilk psikolojik roman denemesi Nabizade Nazım'ın Zehra adlı eseridir. Edebiyatımızda çoçuklar üzerine yazılmış ilk eserler Nabi'nin Hayriye'si ve Sümbülzade Vehbi'nin Lütfiye'sidir. Edebiyatımızdaki ilk eleştirmen Namık Kemal'dir. İlk çoçuk yayınımız ise Eftal ve Mümeyyizdir.(1869) Türk Edebiyatı'nda bilinen ilk çocuk gazetesi Çocuklar İçin Mümeyyiz'dir. Aşık Veysel ilk olarak A.Kutsi Tecer tarafından Türk halkına tanıtılmıştır. Hazine-i Evrak ilk edebiyat dergimizdir. Türk Edebiyatı'nda iç monolok tarzı yazılmış ilk roman Bir Düğün Gecesi'dir.(A.Ağaoğlu) Türk Edebiyatı'nda yayınlanmış ilk öykü kitabı Emin Nihat Tarlan'ın Müsameratname'dir.(1872) Türk Edebiyatı'nda mensur şiir yazımı ilk defa Halit Ziya ile başlar. Türk Edebiyatı&... Devamı

Nasrettin Hoca'nın Hayatı

2008-02-05 18:17:00

Nasreddin Hoca 1208 yılında Sivrihisar'ın Hortu Köyünde doğmuş, 1284 yılında Akşehir'de vefat etmiştir. Büyük Türk halk bilgesidir. Nasreddin Hoca, duygu ve incelik içeren gülmece türünün öncüsü olmuştur. Babası Hortu Köyü imamı Abdullah Efendi, annesi aynı köyden Sıdıka Hatun'dur. Önce Sivrihisar'da medrese öğrenimi gördü.  Babasının ölümü üzerine Hortu'ya dönerek köy imamı oldu.  1237'de Akşehir'e yerleşerek, Seyyid Mahmud Hayrani ve Seyyid Hacı İbrahim'in derslerini dinledi.  İslam diniyle ilgili çalışmalarını sürdürdü.  Bir söylentiye göre medresede ders okuttu, kadılık görevinde bulundu. Bu görevlerinden dolayı kendisine Nasuriddin Hâce adı verilmiş, sonradan bu isim Nasreddin Hoca biçimini almıştır. Onun yaşamıyla ilgili bilgiler, halkın kendisine olan aşırı sevgisi yüzünden, söylentilerle karışmış, yer yer olağanüstü nitelikler kazanmıştır. Bu söylentiler arasında, onun Selçuklu sultanlarıyla tanıştığı, Mevlânâ Celâleddin ile yakınlık kurduğu, kendisinden en az yetmiş yıl sonra yaşayan Timur'la konuştuğu, birkaç yerde birden göründüğü bile vardır. Nasreddin Hoca'nın değeri, halkın onun ağzından söylediği gülmecelerdeki anlam, yergi ve alay öğelerinin inceliğiyle ölçülür. Fıkralarında Anadolu halkının yaşama biçimini, güldürü öğesini, alay ve eğlenme türünü, övgü ve yergi becerisini dile getirmiştir. Nasreddin Hoca, halkın duygularını yansıtan bir gülmece odağı olarak ortaya çıkarılır. Söyletilen kişi, söylete... Devamı

Tasavvuf terimleri

2008-03-03 17:55:00

Vücudu Mutlak : Tek varlık Vahdeti Vücud : Birlik Tecelli: Tanrı ile bir olmak, Allah’ın varlığının göstergesi Ayan-ı Sabite: Allah'ın yansıması Fenafillah: Tasavvuftaki son aşama, Allah’ta yok olma İnsan-ı Kamil: Fenafillah'a ulaşmış kişi, olgun insan, kamil insan Maşuk:Sevgili Aşık:Allah aşkıyla yanan,seven Şarap:Anlamların özü Meyhane: Allah aşkının sunulduğu yer Meclis: Allah’ı anmak için yapılan toplantılar Sarhoş: Allah aşkıyla kendinden gecen , derviş Saki: Mürşid, Allah aşkını sunan, yol gösteren   Tekke: Tasavvuf ehli kişilerin, tarikat mensuplarının barındıkları, eğitim gördükleri yer, kuruluş.   Pir: Tarikat kurucusu.   Şeyh: 1) Tarikat kurucusu. 2) Tarikatta en yüksek dereceye ermiş kişi. 3) Tarikat kollarından birinin başında bulunan kimse.   Tarikat: Allah’a varma yolunda benzer biçimde düşünenlerin oluşturduğu topluluk, yol.   Derviş: Bir tarikata girmiş, onun kurallarına uygun yaşayan kimse.   Abdal: Gezgin derviş.   Halife: Tarikat kurucusunun ya da şeyhin kendisine vekil tayin ettiği, yetki verdiği kişi. ... Devamı

Tiyatronun önemi, insana ve toplum hayatına katkıları

2008-01-26 23:13:00

İnsanları birbirine karşı sorumlu olan toplum uygar toplumdur. Dayanışması olmayan, birbirine karşı sorumluluğunu bilmeyen insanlar ise toplum değil, bir yığındır.   Kültürel gelişmeyi sağlayan gizil güçlerden biri de tiyatrodur; öyle ki sanatsal yaratıyı en etkin biçimde topluma aktaran bir araç durumun­dadır. Tiyatro uyarı görevini yaptığı kadar, toplumu ortak kompleks­lerinden arındırır, onlara gerçek düşünce erkini, özgürlüğünü sağlar.   Devletin kültür izlencesi kapsamında yer alması gereken en önemli girişimi, yetişme çağında olan gençleri tiyatro eyleminin içine kat­mak olmalıdır.   Bir yaşam bilimi ve toplum sanatı olan tiyatro, halkın önüne bir sonuç olarak çıkar. Ne var ki, tiyatronun bir sonuç olması yanı sı­ra araç olma niteliği de vardır. Tiyatronun sonuç oluşu onun sanatsal bütünlüğünü, araç oluşu ise eğitimsel gücünü açığa çıkartır.   Okullar­da tiyatro çalışmalarının yararı çoktur. Bunların arasından şunlar vurgulanabilir.   Tiyatro Çalışmalarının Bireyler İçin Eğitici ve Yetiştirici Yönü: 1 - Katılanlara: a) Dayanışmayı öğretir; b) Toplum yaşamı için gerekli olan sorumluluk duygusunu sağlar; c) Toplumun, kişiliği ezmesini önler; ç) Düşünceyi eyleme sokma yeteneğini' geliştirir; d) Düşünerek, yorumlayarak okumayı öğretir; e) Topluluk içinde konuşmayı öğretir; f) Dil kaygısını, doğru ve güzel konuşmayı sağlar; ğ) Oyuncunun vücut dilini kullanma becerisini artırır; h) Çeşitli sanat dallarıyla ilgiyi sağlar; i) Ve estetik algılama yeteneğini geliştirir.   2- Seyredenl... Devamı

23 Nisan Şiirleri

2008-01-20 09:03:00

HÜRRİYET BAYRAMIMIZ Bugün tarih boyunca hür yaşamış bir millet, Üstüne çökse dünya, hürriyet ister elbet! İnsan için hürriyet, ekmek gibi, su gibi, Hürriyetsiz sürünmek, ölüm uykusu gibi... Üç kıtada sayısız devlet kurmuş Türklere, Sömürge halkı gibi kim bakacak boş yere? Türk'ü sömürge halkı gibi esir yaşatmak, İnsan arslanı demir gibi bir kafeste kuşatmak, Çaresiz ve tedbirsiz kalmış olsa da yine Bunu Türk'e hoş görmek, yapmak kimin haddine? Türk nasıl gündüz gözü geceye sapabilir? Ne sultan yapabilir, ne düşman yapabilir? Birinci Cihan Harbi, çullanmış bütün cihan: Türklük için en çetin, en karanlık bir zaman... Atatürk başa geçip silkinince ansızın, Türklük hakkından gelmiş bin türlü imansızın, Hür yaşamak azmini görürüz insanda biz, Göğsümüz kabararak 23 Nisan'da biz. BEHÇET KEMAL ÇAĞLAR   EGEMENLİK BAYRAMI Egemen bir milletin, Coştuğu bir gündür bu! Yurduma hürriyetin, Koştuğu bir gündür bu. Başımızda Atatürk, Ülkümüz yüce Türklük, Milletimin en büyük, Sevdiği bir gündür bu. 23 Nisan'ı veren, Bugünleri gösteren, Büyük Atam diyor ki: "Türk, çalış, övün, güven!" ALİ PÜSKÜLLÜOĞLU   ÇOCUK BAYRAMI Gelin çocuklar gelin! Bayramımız var bugün. 23 Nisan için, Kuralım şenlik, düğün... El ele tutuşarak, Şarkılar söyleyelim, Ellerimizde bayrak, Sokak sokak gezelim. Çocuklarıyız, yarının Büyük insanlarıyız, &Uu... Devamı

Nurullah Genç - Yağmur

2008-02-19 18:19:00
Nurullah Genç - Yağmur |  görsel 1

Vareden'in adıyla insanlığa inen Nur Bir gece yansıyınca kente Sibir dağından Toprağı kirlerinden arındırır bir yağmur Kutlu bir zaferdir bu ebabil dudağından Rahmet vadilerinden boşanır ab-ı hayat En müstesna doğuşa hamiledir kainat Yıllardır boz bulanık suları yudumladım Bir pelikan hüznüyle yürüdüm kumsalları Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım Hasretin alev alev içime bir an düştü Değişti hayal köşküm, gözümde viran düştü Sonsuzluk çiçeklerle donandı yüreğimde Yağmalanmış ruhuma yeni bir devran düştü  İhtiyar cübbesinden kan süzülür Nebi'nin Gökyüzü dalgalanır ipekten kanatlarla Mehtabını düşlerken o mühür sahibinin Sarsılır Ebu Kubeys kovulmuş feryatlarla Evlerin anasına dikilir yeşil bayrak Yeryüzü avaredir, yapayalnız ve kurak Zaman, ayaklarımda tükendi adım adım Heyula, bir ağ gibi ördü rüyalarımı Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım Yağmur, gülşenimize sensiz, baldıran düştü Düşmanlık içimizde; dostluklar yaban düştü Yenilgi, ilmek ilmek düğümlendi tarihe Her sayfada talihsiz binlerce kurban düştü Bir güzide mektuptur, çağların ötesinden Ulaşır intizarın yaldızlı sabahına Yayılır o en büyük muştu, pazartesinden Beyazlık dokunmuştur gecenin siyahına Susuzluktan dudağı çatlayan gönüllerin Sükutu yar, sevinci dualar kadar derin Çaresiz bir takvimden yalnızlığa gün saydım Bir cezir yaşadım ki, yaşanmamış mazide Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydım Sensiz kaldırımlara nice güzel can düştü Yarılan göğsümüzden umutlar bican düştü Yağmur, kaybettik bütün... Devamı

Güzel sözler, özdeyişler(vecizeler)(aforizmalar), duvar yazıları

2008-02-19 11:10:00

Sana katılmıyorum ama fikrini söylemen için canımı veririm. Voltaire   Pek çokları mutluluğu insandan daha yüksekte ararlar, bazıları da daha alçakta. Oysa mutluluk insanin boyu hizasındadır.  Konfüçyüs   İnsanın bidiğini sandığı bir şeyi öğrenmesi imkansızdır.   Sözcüklerin gücünü anlamadan, insanların gücünü anlayamazsınız.  Konfüçyüs   Az şey bilirsek bir şeyin doğruluğuna emin olabiliriz, bilgi artınca kuşku da artar. Goethe   Zamanı gelen bir düşüncenin gücüne hiç bir ordu karşı koyamaz. Victor Hugo   İnsan o kadar acı çeker ki, tüm canlılar içinde yalnız o, gülmeyi icat etmek zorunda kalmıştır. Nietzsche   Bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluşuyorsa orada güneş batıyor demektir. Çin Atasözü   Dürüstlük en iyi siyasettir. Japon Atasözü   Denizi sev, ama kıyıda dur. George Herbert   Herkes benim düşünceme katılırsa, yanlış olmaktan korkarım. Oscar Wilde   Anı yazmak, ölümün elinden bir şey kurtarmaktır. Andre Gide   Dag ne kadar yüce olsa, yol onun üstünden aşar. Atasözü   Ben bilemediğimi bildiğim için diğer insanlardan akıllıyım. Sokrates   Silgi kullanmadan resim çizme sanatına, hayat diyoruz....J.Caristian   Güneşi gözden kaçırdım diye ağlarsan, yıldızları da göremezsin. Togore   İnsanlar konuşur, aptallar gürültü yapar!   Düşüncelerini değiştirmeyenler sadece delilerle ölülerdir.   ... Devamı

İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı, Nazım Şekilleri, Destanlar

2008-01-19 10:40:00

İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK EDEBİYATI      Türklerin İslamiyet'e girmeden önce meydana getirdikleri edebiyattır. Sözlü ve yazılı olmak üzere ikiye ayrılır. SÖZLÜ EDEBİYAT     Her toplumda olduğu gibi Türklerde de kendine özgü sözlü edebiyat ürünleri vardır. Bu ürünler eski Türk topluluklarının sığır,şölen ve yuğ adını verdikleri törenlerden doğan ürünlerdir. Sığır: Av törenlerine denir. Şölen: Kurban törenlerine denir. Yuğ: Yas,ölüm törenlerine denir.       Bu törenler şaman,kam,baksı ve ozan adını alan kişiler tarafından yönetilir.Bunlar sazlarıyla bu törenlerde bazı destan parçalarını veya koşuk,sagu adı verilen şiirleri söylerlerdi. İslamiyet Öncesi Türk Şiirinin Özellikleri: *Hece ölçüsüyle söylenmiştir.(7’li,8’li,12’li) *Yarım kafiye kullanılmıştır. *Nazım birimi dörtlüktür. *Dildeki kelime sayısı sınırlı kalmıştır.,yabancı dillerin etkisi yoktur *Tabiatla iç içe oldukları için sanatçılar benzetmelerde tabiattan yararlanmışlardır. *Şiirlerde işlenen konular:kahramanlık,yiğitlik,ölüm,savaş ve aşktır.                                             SÖZLÜ ÜRÜNLER KOŞUK *Dörtlüklerle söylenilir. *Hece vezni kullanılmıştır.Yiğitlik,aşk,tabiat gibi konular işlenir. *Halk edebiyatındaki karşılığı ‘’koşma’’,Divan edebiyatındaki karşılığı ‘’gazel’&rsq... Devamı

Divan Edebiyatı Özellikleri ve Nazım Şekilleri

2008-01-20 16:11:00

Divan edebiyatına "yüksek zümre edebiyatı", "havas edebiyatı", "Klasik Türk edebiyatı" gibi isimler verilir. Fakat her şairin bir "divan"ı olduğu için daha yaygın olarak kullanılan isim "divan edebiyatı"dır.   Divan Edebiyatının Özellikleri: *Şiirde aruz ölçüsü kullanılmıştır. *Tüm şairlerin kullandığı, mazmunlar (klişeleşmiş,kalıplaşmış sözler) kullanılır. *Dil süslü ve sanatlıdır. Arapça ve Farsça kelime ve tamlamalara sıkça yer verilir. *Şiirde konu bütünlüğü aranmaz. Beyit bütünlüğü esastır. Her beyit ayrı bir konuyu işler. *Anlamdan çok söyleyiş önemlidir. Ne söylediği değil nasıl söylediği önemlidir. *Kafiye göz içindir. Genellikle zengin kafiye kullanılmıştır. *Şiire başlık konmaz. Her şiir redif veya türünün adı ile anılır. *İnsanın iç dünyasına yönelik soyut ve kitabi edebiyattır. *Özgün değil taklitçidir.(Arap ve Farsça edebiyat etkisindedir.) *Nazım şekli olarak gazel, kaside, rubai gibi Arap ve Fars edebiyatından alınan nazım şekilleri kullanıldığı gibi tuyuğ ve şarkı gibi divan edebiyatına Türklerin kazandırdığı nazım şekilleri de kullanılmıştır. DİVAN EDEBİYATI NAZIM ŞEKİLLERİ Nazım Birimi Beyit Olanlar: GAZEL *Aşk, ayrılık, hasret, ölüm gibi lirik konuların işlendiği şiir türüdür. *Türk edebiyatına İran edebiyatından girmiştir. *İlk edebiyat 'matla' son beytine 'makta’ denir. *En güzel beyte beytül gazel denir. *Son beyitte şairin mahlası yer alır. *Gazelin bütün beyitlerinde aynı konu işleniyorsa buna yek-ahenk gazel denir. *Bütün beyitleri aynı güzelliğe sahipse yek-avaz gazel denir. *Beyit sayısı 5-15 beyit ara... Devamı

Kafiye, Redif, Şiir Türleri

2008-01-19 09:51:00

REDİF   Mısra sonlarında yazılışları, okunuşları, anlamları ve görevleri aynı olan eklerin, kelime ve kelime gruplarının tekrar edilmesine "redif" denir.   Örnek-1 Bizim elde bahar olur, yaz olur. Göller dolu ördek olur, kaz olur. Sevgi arasında yüz bin naz olur. Suçumu bağışla, ben sana kurban. (Ercişli Emrah)   Örnek-2 Bu ıslıkla uzayan, dönen, kıvrılan yollar, Uykuya varmış gibi görünen yılan yollar Başını kaldırarak boşluğu dinliyordu. Gökler bulutlanıyor, rüzgar serinliyordu. (F. Nafiz Çamlıbel)   KAFİYE (UYAK)   Mısra sonlarındaki yazılışları ve okunuşları aynı, anlamları ve görevleri farklı kelimelerin, eklerin benzerliğine kafiye denir. Yanıp tutuşmadan aylarca yummadım gözümü, Nücuma sor ki, bu kirpikler uyku görmüş mü? (M. Akif ERSOY)   KAFİYE ÇEŞİTLERİ 1)YARIM KAFİYE: Tek ses benzerliğine dayanan kafiyedir. Örnek-1 Ben çektiğim kimler çeker Gözlerim kanlı yaş döker Bulanık bulanık akar Dağlarım seliyim şimdi (Kul Mustafa) Örnek-2 İstedim kendimi bu göle atam Elimi uzatıp yavruyu tutam Örnek-3 Üstümüzden gelen boran kış gibi Şahin pençesinde yavru kuş gibi Seher sabahında rüya düş gibi Çağırta bağırta aldı dert beni   2)TAM KAFİYE: İki ses benzerliğine dayanan kafiye türüdür. Örnek-1 Yollarda kalan gözlerimin nurunu yordum, Kimdir o, nasıldır diye rüzgarlara sordum, Hulyamı tutan bir büyü var onda diyordum (Y. Kemal Beyatlı) Örnek-2 Sen miydin o afet ki dedim, bezm-i ezelde Bir kanlı gül ağzında ve mey kasesi elde, Bir sofrada içtik, ikimiz aynı emelde, Karşımda uyanmış gibi bir baktı sarard... Devamı

Başlangıçtan 1923'e Kadar Şairler Yazarlar

2008-01-19 01:23:00

HALK ŞAİRLERİ Aşık EDEBİYATI: 17.yy: Halk şiirinin en parlak olduğu zamandır. Kayıkçı Kul Mustafa:Yeniçeri şairi.(Osmanlının Bağdat seferini anlatan Genç Osman Destanı  şiiri meşhur) Aşık Ömer:Osmanlıyı karış karış gezmiş,en çok eser bırakan saz şairi.Divan şiiri de yazmış;ama koşma ve semaileriyle ünlü Karacaoğlan:Çukurova ,Maraş civarında yaşamış halk şairi Diğer şairlerin aksine divan şiiri etkisinden uzak durmuştur. Koşma ,semai ve varsağı türünde şiirler yazmıştır.Aşk ,doğa ayrılık temalarını şiirlerinde kendine özgü söyleyişle yazmıştır. 18.yy: Gevheri,Dertli:Divan şiirinden de etkilenmişlerdir. 18-19.yy Bayburtlu Zihni:Taşlama şairi olarak bilinir(Başından geçen olayları anlattığı Sergüzeştname adlı eseri var) 19.yy:Dadaloğlu:Koçaklamalarıyla bilinir.Şiirleri sözlü kaynaklarla günümüze gelmiştir.Diğer şairlerin aksine divan şiirinin etkisinden uzak şiirler yazmıştır. Erzurumlu Emrah.Divan şiiri ve tasavuftan etkilenmiştir. Seyrani:Aşık ve divan şiiri yazmıştır.Hiciv şiirleriyle tanınır. 20.yy:Aşık Veysel Şatıroğlu:Sivas’ın Şarkışla İlçesi,Ahmet Kutsi Tecer sayesinde tanındı (Dostlar Beni Hatırlasın) TEKKE EDEBİYATI: 13.yy:Yunus Emre:İlahileriyle tanınır.Risaletün Nushiyye,divan 14.yy Hacı Bayram Veli:Ankara;da yaşamış.(Makalat) 15.yy:Kaygusuz Abdal:Şathiyeleriyle bilinir.Budalaname 16.yy:Pir SultanAbdal:Nefes türündeki şiirleriyle tanınır. 17.yy:Niyazi Mısri:Tasavvufi didaktik şiirleriyle tanınır. 18.yy:Erzurumlu İbrahim Hakkı:Marifetname ansiklopedik eser HALK HİKAYELERİ Türk hikayeler:Dede korkut,Köroğlu,Kerem ile Aslı,Aşık Garip Arap hikayeleri:Yusuf ile Züleyha,Battalname,Leyla ile Mecnun Hint-İran Hikayeleri:Ferhat ile Şirin,Kelile ve Dimme DİVAN ŞAİRLERİ 13.yy... Devamı

Anlatım özellikleri, Düşünceyi geliştirme yolları

2008-01-19 01:04:00

Anlatım Özellikleri 1.DURULUK: Parçada gereksiz sözcük kullanılmamasıdır.   ÖR: Öğrenmeye yoğun bir istek duyduğu için ödevlerini her gün günü gününe yapardı. 2.YALINLIK-SADELİK : Sanatlı söyleyişlerden, süsten uzak durmaktır. Gereksiz ayrıntılara, sanatsal söylemlere girilmez. ÖR: Yüreğini bıçak gibi dilim dilim kesen bir çaresizlik içindeydi artık.     →Artık çaresizdi. 3.AÇIKLIK (kapalılık):Bir konunun herkesin anlayabileceği, aynı anlamı çıkarabileceği biçimde aktarılmasıdır. Farklı yorumlara  açık değildir.   ÖR: Ben senden çok zarar gördüm. 4.AKICILIK (pürüzlü ) :Söyleyişin pürüzsüz olması, bir yazının kolayca ve zevkle okunmasıdır. Uzun cümlelerde aynı hece ve eklerin tekrar edilmesi  akıcılığı bozar. 5.DOĞALLIK: Yapmacıklıktan, zorlama ifadelerden, yapay dil ve anlatımdan uzak durmaktır. 6.İÇTENLİK(SAMİMİYET): Düşünceleri bilimsel soğuklukla değil samimi ve sıcak bir dille anlatmaktır. 7.ÖZGÜNLÜK: Hiç kimseye benzememek, farklı olmak; taklit ve kopyadan uzak durmak, basmakalıp ifadelerden vazgeçerek kendine has bir anlatım oluşturmaktır. 8.ÖZLÜLÜK(DERİNLİK, YOĞUNLUK):Az sözle kapsamlı anlam ifade edilmesidir. Atasözleri ve deyimler gibi. El el ile,değirmen yel ile. 9.SAĞLAMLIK/ DOĞRULUK: Anlatımın dil bilgisi ve söz dizimi kurallarına uygun olarak yapılmasıdır. 10.TUTARLILIK: Paragrafın kendi içinde çelişkiye düşmemesidir   YERELLİK, ULUSALLIK, ETKİLEYİCİLİK ÖRNEK  SORULAR:  1.Görülenleri, duyulanları, düşünceleri süslü, yald... Devamı

1923'ten Günümüze Şairler Yazarlar Hakkında Kısa Bilgiler

2008-01-19 00:51:00

TÜRK EDEBİYATI ŞAİRLER YAZARLAR VE ESERLERİ 1923-1940 DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI  Faruk Nafiz ÇAMLIBEL:Şiirlerinde Anadolu ,  Anadolu insanını anlatmıştır Şiirleri:Han Duvarları,Akıncı Türküleri,Bir Ömür Böyle Geçti, Şarkın Sultanları, Oyun:Canavar,Akın            Roman:Yıldız Yağmuru Ahmet Kutsi TECER:Anadolu’yu efsaneleriyle,halk bilimiyle köy hayatıyla işlemiştir.(Halk bilimcidir.Aşık Veysel’i Türkiye’ye tanıtmıştır) Şiir:Bütün şiirleri Oyun:Köşebaşı,Koçyiğit Köroğlu,Satılık Ev,Köylü Temsilleri Necip Fazıl KISAKÜREK:Mistik ,felsefi şiirler yazmıştır Şiir: Çile Oyun: Bir Adam Yaratmak,Tohum,Künye,Sabır Taşı Roman:  Kafakağıdı,Aynadaki Yalan Hatıra :Babıali Hikaye:  Hikayelerim,Birkaç Hikaye,Birkaç Tahlil Refik Halit KARAY: Hikayelerinde Anadolu gerçeğini dile getirmiştir (Mopasan tarzı olay hikayeciliğinin temsilcisi) Hikayeleri: Memleket Hikayeleri,Gurbet Hikayeleri Romanları: İstanbul’un İçyüzü, Bugünün Saraylısı, Çete, Sürgün, Anahtar, Bu Bizim Hayatımız,Nilgün,Yer Altında Dünya Var, Karlı Dağdaki Ateş,Dört Yapraklı Yonca Memduh Şevket ESENDAL:Günlük konuları,sade,konuşur gibi ve mizahi bir üslupla yazmıştır.Çehov(durum hikayesi)tarzına yakındır. Hikayeleri:Otlakçı ,Mendil Altında,Temiz Sevgiler,Ev Ona Yakıştı, Veysel Çavuş,İhtiyar Çilingir Roman:Ayaşlı ve Kiracıları,Miras,Vassaf Bey Reşat Nuri GÜNTEKİN:Anadolu hayatı,toplusal sorunları,yalın bir şekilde anlatmıştır. Romanları: Gizli El,Çalıkuşu,Dudaktan Kalbe,Damga,Akşam Güneşi,Bir Kadın Düşmanı,Yeşil Gece,Yaprak Dökümü,Kızılcık Dalları,Eski Hastalık,Deği... Devamı

Ödev Ödev