A ile başlayan deyimlerin devamı

2010-02-20 14:10:00

A      B      C-Ç       D        E-F       G        H        I-İ   K        L-M-N      O-Ö-P-R      S-Ş    T-U-Ü     V-Y-Z Ayağını çekmek: Daha önce gittiği yere artık uğramaz olmak, ilişkiyi ve ilgiyi kesmek."Artık onlardan elimi ayağımı kestim. Ayağını denk almak: Birilerinin kendisine karşı yapacakları muhtemel kötülüklere karşı uyanık davranmak, tedbirli olmak."Eğer ayağını denk almazsan o adamlar başına bir iş açacaklar senin." Ayağını kaydırmak: Bir yolunu bularak birini bulunduğu işten, mevkiden uzaklaştırmak."Adamcağızın hiç suçu yokken ayağını kaydırdılar, şimdi aç susuz dolaşıyor." Ayağını kesmek: 1. Bir yere gitmez, uğramaz olmak. 2. Birini bir yere artık uğramaz duruma getirmek."Öyle korkutun ki o adamın ayağı kesilsin bu meyhaneden?" Ayağının altına almak: 1. Acımasızca, tekmelerle kıyasıya dövmek. 2. Bir şeyi küçük görerek ondan faydalanma yoluna gitmemek, o şeyi tepmek."Önüne serilen bütün nimetleri ayağının altına aldı hiç tınmadan." Ayağının tozuyla: Henüz dinlenmeden, yoldan gelir gelmez."Adamı ayağının tozuyla kodese tıktılar." Ayağını sürümek: 1. Verilen bir görevi ağırdan yapmak. 2. Bir yerden ayrılmak üzere bulunmak. 3. Ölmek üzere olmak. 4. Halk inanışına göre birinin gelmesi, ardından başkalarının da gelmesine yol açmak."Ayağını mı sürüdün ne, senden sonra gelen misafirlerin sayısını Allah bilir ancak!" Ayağını yorganına göre uzatmak: Ge... Devamı

Yahya Kemal Beyatlı Hayatı Edebi Kişiliği Eserleri

2010-02-12 04:17:00

Hayatı (2 Aralık 1884 - 1 Kasım 1958) 1884 yılında Üsküp'te dünyaya gelmiştir. İlköğrenimini Üsküp'te gördü. İstanbul Vefa Lisesi mezunudur. Başlangıçta Sultan II. Abdülhamit yönetimine karşı muhaliflerin safında yer alarak Jön Türk olma hevesiyle Paris'e gitti.  1904'te siyasal bigiler yüksek okuluna girdi. Fransa'da siyasal bilgiler okurken hocası Albert Sorrel'in etkisinde kaldı ve düşüncelerinde değişmeler oldu. Jön Türkler'le ilişki kurdu. Fransa'da 9 yıl kaldı. Fransız Edebiyatı'nı ve edebiyatçılarını yakından tanıma imkânı buldu. Onlardan etkilendi. Doğu Dilleri Okulu'na devam ederek Arapça ve Farsça'sını geliştirdi. Divan şiiri üzerinde yoğunlaştı. 1913 yılında İstanbul'a döndü. Darülfünûn'da tarih ve edebiyat dersleri okuttu. Gazete ve dergilerde yazılar yazdı.  Arkadaşlarıyla "Dergâh" dergisini kurdu. Yazılarıyla Milli Mücadele'yi destekledi. 1922'de barış anlaşması için Lozan'a giden kurulda danışman olarak yer aldı. 1923'te Urfa Milletvekili seçildi. Çeşitli ülkelerde diplomatik görevler alarak Türkiye'yi temsil etti. Yozgat, Tekirdağ ve İstanbul Milletvekilliği yaptı. Pakistan Büyükelçiliği görevindeyken 1949 'da emekli oldu ve yurda döndü. Tedavi için Paris'e gitti. Bir yıl sonra 1958'de öldü. Edebi Kişiliği Yahya Kemal Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin en büyük temsilcilerinden birisidir. Edebiyata ilk atıldığı vakitler Bakî'nin bir taklitçisi olarak lanse edilmiştir ama onun sanat dehası daha sonra bu çevrede kendisinin çağında kendine özgü bir şair olduğunu kanıtlamıştır. Edebiyat tarihi ve edebiyat tarihçi... Devamı

Nazım Hikmet Ran'ın Hayatı Eserleri Edebi Kişiliği

2010-01-26 17:09:00

1902 yılında Selanik'de doğmuştur. İlköğrenimini İstanbul'da Göztepe Taşmektep, Galatasaray Lisesi ilk bölümü (1914), Nişantaşı Numune Mektebi'nde tamamlamış, orta öğrenimi ise, daha 12 yaşında iken yazdığı "Bir Bahriyelinin Ağzından" adlı bir şiirini dinleyip çok beğenen Bahriye Nazırı Cemal Paşa'nın öğüdü üzerine geçtiği Heybeliada Bahriye Mektebi'nda yapmıştır (1918). Nazım Hikmet Bahriye'yi bitirdikten sonra Hamidiye Kruvazörü'ne stajyer güverte subayı olarak verilmiş, bir gece nöbetinde üşütüp zatülcemp olmuş (1919), sağlığını kazanamayınca askerlikten çürüğe çıkarılmıştır (1920). Askerlikten ayrıldıktan sonra, İstanbul'un işgaline çok üzülen Nâzım Hikmet Millî Mücadele'ye katılmak üzere Anadolu'ya geçmiş, Bolu Lisesi'nde kısa bir süre öğretmenlik yapmıştır (1921). Rus devrimiyle ilgilenen şair, bir süre sonra Batum'dan Moskova'ya gitmiş ve Doğu Üniversitesi'nde ekonomi ve toplumbilim okumuştur (1922-1924). Yurda dönüşünden sonra Aydınlık dergisine katılmış, burada çıkan şiirlerinden ötürü hakkında "gıyaben" mahkumiyet kararı verildiğine öğrenince yeniden Rusya'ya geçmiş, af çıkması üzerine Türkiye'ye dönmüş ve bir süre Hopa cezaevinde tutuklu kalmıştır (1928). Nâzım Hikmet daha sonra İstanbul'a yerleşmiş, çeşitli gazete ve dergilerle film stüdyolarında çalışmış, ilk şiir kitaplarını çıkarmış ve oyunlarını yazmıştır (1928-1932). Bir ara yine tutuklanmış, Cumhuriyet'in 10. yılı dolayısıyla çıkarılan af yasası ile özgürlüğüne kavuşmuştur. Akşam Son Posta, Tan gazetelerinde Orhan Selim takma adıyla fıkra yazarlığı ve başyazarlık y... Devamı

KPSS 2009 Soru ve Cevapları

2009-06-27 16:22:00

Aşağıdaki pdf uzantılı dokümanları açabilmek için Adobe Reader'ın 5.0 veya üstü sürümünün sisteminizde yüklü olması gerekmektedir. Eğer dokümanları kaydetmek istiyorsanız, kaydetmek istediğiniz dokümanın üzerine sağ tıklayıp "Hedefi Farklı Kaydet" seçeneğini seçiniz. 2009-KPSS A GRUBU VE ÖĞRETMENLİK SORU KİTAPÇIKLARI VE YANITLARI SINAV TARİHİ: 27 Haziran - 28 Haziran 2009 A- KİTAPÇIĞI Cumartesi Sabah Oturumu Genel Yetenek-Genel Kültür Testi ve Cevap Anahtarı Yabancı Dil Testi ve Cevap Anahtarı Cumartesi Öğleden Sonra Oturumu Eğitim Bilimleri Testi ve Cevap Anahtarı Pazar Sabah Oturumu Hukuk-İktisat-İşletme-Maliye-Muhasebe Testi ve Cevap Anahtarı Pazar Öğleden Sonra Oturumu Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri-Ekonometri-İstatistik-Kamu Yönetimi-Uluslararası İlişkiler Testi ve Cevap Anahtarı ... Devamı

2009 ÖSS Soru ve Cevapları

2009-06-14 16:49:00

Aşağıdaki pdf uzantılı dokümanları açabilmek için Adobe Reader 'ın 5.0 veya üstü sürümünün sisteminizde yüklü olması gerekmektedir. Eğer dokümanları kaydetmek istiyorsanız, kaydetmek istediğiniz dokümanın üzerine sağ tıklayıp "Hedefi Farklı Kaydet" seçeneğini seçiniz.   2009 ÖĞRENCİ SEÇME SINAVI (ÖSS) SORU KİTAPÇIKLARI VE YANITLARI SINAV TARİHİ: 14.06.2009 Ön Kapak Genel Açıklama Birinci Bölüm İkinci Bölüm Türkçe Testi (Tür) Edebiyat Sosyal Bilimler Testi (Ed-Sos) Sosyal Bilimler Testi (Sos-1) Sosyal Bilimler Testi (Sos-2) Matematik Testi (Mat-1) Matematik Testi (Mat-2) Fen Bilimleri Testi (Fen-1) Fen Bilimleri Testi (Fen-2) Arka Kapak Cevap Anahtarı ... Devamı

Muhteşem Plajlar - Fotoğraf

2009-05-06 12:20:00

... Devamı

Anlatım Biçimleri

2008-12-19 01:20:00

Bir düşünceyi, bir duyguyu, bir tasarıyı, bir olayı sözle ya da yazıyla ifade etmeye anlatım ; birbirinden farklı konuları, olayları, gözlem ve izlenimleri anlatırken kullanılan yöntemlere ise anlatım biçimi denir. AÇIKLAYICI ANLATIM: Bu anlatım biçiminde temel amaç, okura herhangi bir konu üzerinde bilgi verme, iyice anlaşılmayan ya da yanlış anlaşılan bir sözü, bir düşünceyi açıklığa kavuşturmaktır. Bu anlatım biçiminde temel amaç bilgi vermek olduğu için belirtilen yargı tartışılmaz; konuyla ilgili karşıt görüşlere yer verilmez. Anlatım oldukça ciddi, kuru ve öğreticidir.            Açıklamanın yapılabilmesi, bir bilginin tam ve eksiksiz olarak verilmesi için tanımlamalardan, örneklemelerden, karşılaştırmalardan ve sayısal verilerden yararlanılır.             Fıkra, makale, deneme, gezi, eleştiri, röportaj gibi yazı türlerinde açıklayıcı anlatım biçimi yoğun olarak görülür.         Özellikleri:             1.Dil daha çok göndergesel işlevde kullanılır.             2.İfadeler kesin ve açıktır.             3.Kelimeler genelde gerçek(temel)anlamlarıyla kullanılırlar.             4. “Tanımlama, açıklayıcı betimleme, sınıflandırma ,örneklendirme, karşılaştırma, tanık gösterme, sayısal verilerden yararlanma”  gibi düşünceyi geliştirme yollarından faydalanılır.            5.Yazarın amacı okuyucuyu bilgilendirmektir.            6.İfade hiçbir engele uğramadan akıp gider.         &nbs... Devamı

Tarık Buğra'nın Hayatı, Eserleri, Edebi Kişiliği

2008-02-29 22:52:00

2 Eylül 1918 tarihinde Akşehir'de doğan yazar, ilk ve ortaokulu Akşehir'de okudu. İstanbul Lisesi'nin yatılı kısmında okurken bu lisenin yatılı kısmının kapatılması üzerine kaydını Konya Lisesi'ne aldırdı ve liseyi burada bitirdi. (1936). Lise yıllarında Tarık Nazım müstear ismiyle hikaye ve şiirler yazmaya başlayan Tarık Buğra, İstanbul Üniversitesi Tıp ve Hukuk fakültelerinde bir süre okuduktan sonra kaydolduğu Edebiyat Fakültesi Türk Dili Edebiyatı Bölümü'nün son sınıfında ayrıldı. Askerlik hizmetinden sonra Şişli Terakki Lisesi'nde muallim muavini olarak işe başladı. Tarık Buğra, ilk piyeslerini ve "Yalnızların Romanı"nı askerliği sırasında yazmıştı. 1940’da tamamladığı roman, 1948’de Çınaraltı dergisinde tefrika edilmişti. Cumhuriyet gazetesinin açtığı yarışmada Oğlumuz adlı öyküsüyle bin liralık büyük ödüle layık görüldüğü ilan edildi. (1948). Ancak, Tarık Buğra'ya bu para yerine altın bir kalem ödül olarak verildi. Aynı yarışmada Doğan Nadi'nin bölük komutanı birinci ilan edildi ve bu zatın hikayeci olarak adına ikinci bir kez daha rastlanılmadı. Yine de bu ödül neticesinde aldığı yoğun iş teklifleriyle basın hayatına atılma konusunda cesareti artan Tarık Buğra, Akşehir'e dönerek Nasrettin Hoca Gazetesi'ni çıkardı (26 Temmuz 1949-28 Haziran 1952).   1949’da yayımladığı ilk hikâye kitabı Oğlumuz’u, 1952’de Yarın Diye Bir Şey Yoktur, 1954’te İki Uyku Arasında, 1964’te Hikâyeler izledi. Kasaba yaşantısından, orta sınıf insanların ev ve aile ortamlarından kesitler verdiği hikâyelerinde, yoğun, şiirli bir dille aşk, yalnızlık, uyumsuzluk gibi temaları işledi. Olay örgüsünden çok iç gerçekliğe ağırlık verdi. 1955’t... Devamı

Necip Fazıl Kısakürek Kaldırımlar

2008-03-25 21:11:00

Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum. Yolumun karanlığa saplanan noktasında, Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum. Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık; Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar. İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık. Biri benim, biri de serseri kaldırımlar. İçimde damla damla bir korku birikiyor; Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler... Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor; Gözüne mil çekilmiş bir ama gibi evler. Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi; Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır. Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi; Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır. Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta; Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum! Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta; Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum! Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin; İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler. Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin; Yolumun zafer takı, gölgeden taş kemerler. Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim; Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları! Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim; Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları. Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya; Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi. Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir kuyuya, Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi.. Devamı

Necip Fazıl Kısakürek'in Hayatı Eserleri Şiirleri

2008-02-25 20:59:00

26 Mayıs 1905'te İstanbul'da doğdu. Çocukluğu, büyük babasının İstanbul Çemberlitaş'taki konağında geçti. İlk ve orta öğrenimini Amerikan ve Fransız Kolejleri ile Bahriye Mektebi'nde (Askeri Deniz Lisesi) tamamladı. Lisedeki hocaları arasında Yahya Kemal, Ahmet Hamdi(Akseki), İbrahim Aski gibi isimler vardı. Necip Fazıl hocalarından en çok İbrahim Aski'nin etkisinde kalmıştır. Tasavvufla ilk tanışması da hocası İbrahim Aski'nin verdiği kitaplarla olmuştur. Necip Fazıl Kısakürek, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nü bitirdikten (1924) sonra, Milli Eğitim Bakanlığı bursu ile gönderildiği Fransa'da, Sorbonne Üniversitesi Felsefe Bölümü'nde okudu. Türkiye'ye dönüşünde Hollanda, Osmanlı ve İş Bankalarında müfettiş ve muhasebe müdürü olarak çalıştı. Robert Kolej, İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi, Ankara Devlet Konservatuarı, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde ders verdi(1939-43). Sonraki yıllarında edebiyata yönelerek fikir ve sanat çalışmaları dışında başka bir işle meşgul olmadı. Edebi Kişiği Necip Fazıl, annesinin arzusuyla şair olmak istedi (bunu düşündüğünde henüz 12 yaşındaydı) ve ilk şiirleri Yeni Mecmua'da yayımlandı. Milli Mecmua, Anadolu, Varlık ve Yeni Hayat dergilerinde çıkan şiirleriyle kendinden söz ettirmeyi başardı. Daha sonra Paris'e gitti ve dönüşünde yayımladığı Örümcek Ağı ve Kaldırımlar adlı şiir kitaplarıyla edebiyat dünyasında patlama yaptı. Necip Fazıl bu eserleriyle genç yaşta şöhreti yakalayarak, çağdaşı şairlerin önüne çıkmayı başardı. Edebiyat çevrelerinde hayranlık aynı zamanda heyecan uyandırdı. 1932'de Ben ve Ötesi adlı şiir kitabını &ccedi... Devamı

Cahit Külebi - İstanbul(Kamyonlar Kavun Taşır)

2008-03-20 10:33:00

Kamyonlar kavun taşır ve ben Boyuna onu düşünürdüm, Kamyonlar kavun taşır ve ben Boyuna onu düşünürdüm, Niksar'da evimizdeyken Küçük bir serçe kadar hürdüm. Sonra âlem değişiverdi Ayrı su, ayrı hava, ayrı toprak. Sonra âlem değişiverdi Ayrı su, ayrı hava, ayrı toprak. Mevsimler ne çabuk geçiverdi Unutmak, unutmak, unutmak. Anladım bu şehir başkadır Herkes beni aldattı gitti, Anladım bu şehir başkadır Herkes beni aldattı gitti, Yine kamyonlar kavun taşır Fakat içimde şarkı bitti. Devamı

Aşık Veysel'in Hayatı, Eserleri, Şiirlerinden Örnekler

2008-03-21 06:28:00

Asıl adı, Veysel Şatıroğlu'dur.Ünlü halk ozanımız. 1894 yılında Sivas ili Şarkışla ilçesinin Sivrialan köyünde çiftçi bir ailenin çocuğu olarak doğan Âşık Veysel, yedi yaşında geçirdiği çiçek hastalığı sonucunda sol gözünü, bir talihsizlik sonucuyla da sağ gözünü kaybetti. Babasının, Âşık Veysel'e oyalanması için aldığı sazla önce başka ozanların türkülerini söyledi. 1933 yılında tanıştığı Ahmet Kutsi Tecer'in teşvikleriyle kendi sözlerini yazıp söylemeye başladı. Ahmet Kutsi, Aşık Veysel'i Türk halkına tanıtmıştır. Âşık geleneğinin son büyük temsilcilerinden olan Âşık Veysel, bir dönem yurdu dolaşarak Köy Enstitülerinde saz hocalığı yaptı. 1970'li yıllarda Hümeyra, Fikret Kızılok, Esin Afşar gibi bazı müzisyenler Âşık Veysel'in deyişlerini düzenleyerek yaygınlaşmasını sağladı. Şarkışla'da her yıl adına şenlikler yapılır. Eserlerinde Türkçesi yalındır. Dili ustalıkla kullanır. Biçemi gösterişsiz ve nerdeyse kusursuzdur. Yaşama sevinciyle hüzün, iyimserlikle umutsuzluk şiirlerinde iç içedir. Doğa, toplumsal olaylar, din ve siyasete ince eleştiriler yönelttiği şiirleri de vardır. Şiirleri, Deyişler (1944) , Sazımdan Sesler (1950) , Dostlar Beni Hatırlasın (1970) isimli kitaplarında toplandı. Ölümünden sonra Bütün Şiirleri (1984) adıyla eserleri tekrar yayınlandı. 21 Mart 1973 tarihinde hayata gözlerini yuman halk ozanımız eserleriyle ölümsüz hale gelmiştir. Şiirlerinden Örnekler: Uzun İnce Bir Yoldayım Uzun ince bir yoldayım Gidiyorum gündüz gece Bilmiyorum ne haldeyim Gidiyorum gündüz gece Dünyaya geldiğim anda Yürüdüm aynı zamanda İki kapılı ... Devamı

Selimiye Camii Fotoğrafları

2008-05-01 10:15:00

fotoğrafları büyük boyutta görmek için tıklayın. Devamı

TDK'nın Yeni Sözcükleri

2008-05-01 19:50:00

Türk Dil Kurumu, medya çalışanları için bir kılavuz hazırlamış: "Yabancı Sözlere Karşılıklar Kılavuzu"   TDK Başkanı Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın, kılavuzun tanıtımında şöyle konuşmuş: “TDK'nın kuruluşundan bu yana yürüttüğü yabancı kökenli terimlere karşılık bulma çalışmasının sonucunda ortaya konulan 87 bilim dalındaki yaklaşık 190 bin terim TDK'nin http://tdk.org.tr adresindeki Bilim ve Sanat Terimleri Ana Sözlüğü'nde yer alıyor. Gerek bu kılavuzda, gerek sanal ortamdaki ana sözlükte yer alan karşılıkların kullanılarak yaygınlaştırılması bir yandan Türkçenin söz varlığının yabancılaştırılmasının önüne geçeceği gibi diğer yandan da Türkçenin geliştirilmesi, zenginleştirilmesi çalışmalarına da yardımcı olacak.” İşte sözlükten çarpıcı örnekler: basketbol “sepet topu”, voleybol “uçan top”, avans “öndelik”, banknot “kağıt para”, asparagas “uydurma”, aspiratör “emmeç”, fabrika “üretimevi”, zapping “geçgeç”, etik “töre bilimi” afiş “ası”, ajanda “andaç”, aktivite “etkinlik”, aktüel “güncel”, amblem “belirtke”, ambulans “cankurtaran”, amortisman “yıpranma payı”, anarşi “kargaşa”, arşiv “belgelik”, atölye “işlik”, türbülans “burgaç”, badminton “tüytop”, baypas “köprüleme”, otizm “içeyöneliklik, ipotek “tutu”, fuel oil “yağ yakıt”, garanti “güvence&rdquo... Devamı

Ödev Ödev