Halk Hikayeleri Özetleri

2014-03-21 01:42:00

Leyla ile Mecnun Kerem ile Aslı Ferhat ile Şirin Dede Korkut Hikayeleri Tahir ile Zühre ... Devamı

Bozkurt Destanı Özeti

2014-03-21 09:36:00

Göktürkler ilk ataları, Batı-Denizinin kıyılarında oturuyorlardı. Çinliler tarafından, onların kadınları, erkekleri, çocukları ile birlikte hepsi birden yok edilmişlerdi. Yalnızca bir çocuğa acımışlar ve onu öldürmekten vazgeçmişlerdi. Bununla beraber onun da kol ve bacaklarını keserek, kendisini “Büyük Bataklık”ın içindeki otlar arasına atmışlardı.   Bu sırada dişi bir kurt peyda olmuş ve ona her gün, et ve yiyecek getirmişti. Çocuk da bunları yemek suretiyle kendine gelmiş ve ölmemişti. Az zaman sonra çocukla kurt, karı-koca hayatı yaşamaya başlamışlar ve kurt da çocuktan gebe kalmıştı.   Türklerin eski düşmanı Çin Devleti, çocuğun hâlâ yaşadığını duyunca hemen adamlarını göndererek hem çocuğu ve hem de kurdu öldürmelerini emretmişti. Askerler kurdu öldürmek için geldikleri zaman, kurt onların gelişlerinden daha önce haberdar olmuş ve kaçmıştı. Çünkü kurdun kutsal ruhlarla ilgisi vardı ve daha önce onlar vasıtası ile haber almıştı.   Buradan kaçan kurt, Batı Denizinin doğusundaki bir dağa gitmişti. Bu dağ, Turfan'ın kuzeybatısında bulunuyordu. Bu dağın altında da çok derin bir mağara vardı. Kurt, buraya gelince hemen bu mağaranın içine girmişti. Bu mağaranın ortasında büyük bir ova vardı. Bu ova, baştan başa ot ve çayırlıklarla kaplıydı. Ovanın çevresi de çok genişti. Kurt, burada on tane erkek çocuk doğurdu. Göktürk Devletini kuran Aşina ailesi, bu çocukların birinin soyundan geliyordu.   Bir gün iki ağacın arasına gökten bir ışık inmişti. Bunun üzerine iki yandaki dağlar yavaş yavaş büyümeye başladılar. Bu durumu gören hal... Devamı

Türk Destanları

2014-03-21 00:38:00

Ergenekon Destanı Özeti Ergenekon Destanı Hakkında Bilgi Oğuz Kağan Destanı Özeti Oğuz Kağan Destanı Hakkında Bilgi Bozkurt Destanı Özeti   SAKA TÜRKLERİNİN DESTANLARI *Alp Er Tunga Destanı: Türk-İran savaşlarıyla Alp Er Tunga’nın yiğitliklerinin anlatıldığı destanlardır. *Şu Destanı:İskender ile Türkler arasındaki savaşların ve Hükümdar Şu’nun destanıdır.  HUN TÜRKLERİNİN DESTANI *Oğuz Kağan Destanı: Hun Hükümdarı Mete’nin yiğitliklerini,ülkesini genişletip oğulları arasında nasıl bölüştürdüğünü anlatan destandır.  GÖKTÜRKLERİN DESTANLARI *Bozkurt Destanı: Savaşta yaralanan bir Türk’ün,dişi bir kurt tarafından kurtarılmasını,korunmasını ve Türklerin sözü edilen kurtla bu Türk’ten çoğaldığı anlatılır. *Ergenekon Destanı: Bir yenilgi sonunda Ergenekon’a çekilen Türklerin orada çoğalıp,bir demir dağı erittikten sonra öçlerini alışlarını anlatan destandır.  UYGUR TÜRKLERİNİN DESTANI *Türeyiş Destanı: Uygur hakanının,üç kızını insanoğluyla evlendirmeyi uygun bulmayarak tanrıya, kızlarıyla evlenmesi ve Uygur Türklerinin bu evlenmeden çoğaldığı anlatılır. *Göç Destanı: Türklerin,Kutsal taşı Çinlilere vermeleri üzerine, tanrı tarafından cezalandırılmaları kuraklığın başlaması nedeniyle de göç etmeleri anlatılır.   ... Devamı

Görseller

2014-03-20 09:12:00

En Güzel Atatürk Resimleri   Minyatür Örnekleri   Selimiye Camii Fotoğrafları   Muhteşem Plajlar   Mehmet Akif Ersoy Fotoğrafları   18 Mart Çanakkale Zaferi Fotoğrafları   Türk Bayrağı Fotoğrafları   ... Devamı

Diyorum ki

2014-03-20 17:16:00

TDK'nın Yeni Sözcükleri İmge Nedir? Açıklamalı İmge Örnekleri Sittin Sene Ne Demektir? Cervantes'in Aşkı Yobaz Ne Demektir? Kimlere Yobaz Denir? Selamün Aleyküm Ne Demektir? Türkçe'den Yabancı Dillere Yirmi Bin Kelime Duru Bir Türkçe İçin     ... Devamı

Türk Edebiyatı Ders Notları

2014-03-20 16:54:00

İmge Nedir? Açıklamalı İmge Örnekleri Şeyhi - Harname ve Yazılış Öyküsü Kafiye, Redif, Şiir Türleri İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı, Nazım Şekilleri, Destanlar, İslami Dönem İlk Eserler İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı, Nazım Şekilleri, Destanlar Halk Edebiyatı Özellikleri Halk Edebiyatı Şairleri Halk Edebiyatı Nazım Şekilleri Halk hikayesi, Halk hikayelerinin özellikleri, konuları Tasavvuf Terimleri Makalat nedir? Yazarı Kimdir? Özellikleri Nelerdir? Divan Edebiyatı Özellikleri ve Nazım Şekilleri Tanzimat Fermanı Dede Korkut Hikayeleri Hakkında Bilgi Özet Fuzuli Su Kasidesi ve Açıklaması Yenileşme Dönemi Serveti Fünun Edebiyatı Özellikleri Sanatçıları Serveti Fünun Edebiyatında Hikaye ve Roman Özellikleri Servet-i Fünun Edebiyatı Sanatçı Eser Tablosu Fecri Ati Edebiyatı Özellikleri Sanatçıları Edebi Akımlar Tiyatronun Önemi, İnsana ve Toplum Hayatına Katkıları Başlangıçtan 1923'e Şairler Yazarlar 1923'ten Günümüze Şairler Yazarlar Hakkında Kısa Bilgiler Türk ve Dünya Edebiyatında İlkler Türkçe - Edebiyat Ders Sunuları ... Devamı

Nasrettin Hoca Fıkraları

2014-03-15 07:03:00

Bilenler Hoca kürsüye çıkar çıkmaz: - “Ey cemaat ne anlatacağımı biliyor musunuz?” der fakat cemaatin ancak küçük bir kısmı “bilmiyoruz” der. Hoca: - “O zaman bilenler bilmeyenlere anlatsın” der ve vaaz etmeden kürsüden hemen iner. Kasatura Hoca henüz talebe iken bir kasatura taşıdığını gören subaşı durdurunca... - İyi ama der subaşı bu fazla büyük değil mi? Hocada : - “Bazen yanlışlar o kadar büyük oluyor ki bu bile yetmiyor efendim?” Şunu baştan söylesene Nasreddin Hoca tarlasında çalışırken oradan geçmekte olan birisi sormuş: Adam aynı soruyu üç kere tekrarlamış: ama farklı bir cevap alamayınca yoluna devam etmiş. Biraz yürüdükten sonra arkadan Hocanın: - “Evlat, gel!” dediğini işitmiş. Adam gelince de Hoca soruyu şu şekilde cevaplandırmış: - “Sen tam üç saatte oraya varırsın,” demiş. Adam sinirli bir şekilde - “Be bey amca! Madem biliyordun, şunu baştan söylesene,” deyince, Nasreddin Hoca şöyle savunmuş kendisini: - “İyi de, ben senin nasıl yürüdüğünü nereden bilebilirim ki.” Adam Olmak Hocaya bir gün: - “Adam olmanın yolu nedir?” Diye sormuşlar. Hoca şu cevabı vermiş: - “Bilenler söylerken, bilmeyenler can kulağıyla dinlemeli, bilmeyenler söylerken, susturmanın çaresine bakmalı. Kendi söylediği sözü yine kendi kulağı işitmeli! Her Duyduğuna İnanma Günün birinde Hoca öğrencileri ile beraber bir gezi yapıyormuş. Yolda da kendisi hakkında bir şeyler söylüyormuş. Öğrencilerine öğüt vermeye başladığında: - “Her duyduğunuza inanmayın! Ben de bir şey duydum ama doğru olup olmadığından emin değilim. Fakat bana öyle geliyor ki, bu pek m&... Devamı

Tanzimat Fermanı

2012-09-21 09:27:00

3 Kasım 1839 tarihinde 1. Abdülmecit zamanında Dönemin Hariciye Nazırı( dışişleri bakanı) Mustafa Reşit Paşa tarfından ilan edilmiştir., Türk tarihinde demokratikleşmenin ilk somut adımıdır. Gülhane Parkı'nda okunması nedeniyle Gülhane Hatt-ı Şerif-î (Padişah Yazısı) veya Tanzimât-ı Hayriye (Hayırlı Düzenlemeler) olarak da anılır. Bu fermânla devlet kendisini yenilemesi gerektiğini söylemiştir. Maddeleri:   1.Tüm vatandaşların can, mal ve namus güvenliğinin sağlanması,   2.Yargılamada açıklık, hiç kimse yargılanmadan idam edilemeyecek, (Hukuk devleti özelliğini yansıtır)   3.Vergide adalet,   4.Erkeklere dört yıl mecburi askerlik,   5.Rüşvetin ortadan kaldırılması,   6.Herkesin mal ve mülküne sahip olması, bunu miras olarak bırakabilmesi.(Özel mülkiyet güvence altına alındı.) Fermanda verilen bütün sözlerin tamamen yerine getirilememesine rağmen bu çabalar, çağdaşlaşmaya ve cumhuriyet fikrine ön ayak olmuştur. Tanzimat Fermânı'nın okunmasından I. Meşrutiyet'in ilanına kadar geçen dönem, Osmanlı tarihinde Tanzimat Dönemi (3 Kasım 1839 - 22 Kasım 1876) olarak anılır. Amaçlar:   1.Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa meselesinde Avrupa'nın desteğini almak   2.Avrupa'nın Osmanlı iç işlerine karışmasını önlemek(azınlıkların haklarını korumak amacıyla yabancı devletler iç işerimize karışıyordu)   3.Fransız İhtilali'nin milliyetçilik etkisini azaltmak   4.Gayrimüslimleri devlete bağlamak     ... Devamı

Betimleyici Anlatım

2011-02-21 12:50:00

Varlıkların kendilerine özgü ayırıcı niteliklerini, bu niteliklerin duyu organlarımız üzerindeki etki ve izlenimlerini görünür kılmaya, onları sözcükler aracılığıyla resimlendirmeye betimleme denir. Bir anlatımın betimlemelere dayandırılması ve betimlemenin amaç olarak kullanılması ile oluşturulan anlatım biçimine de betimleyici anlatım denir.    Betimlemede, görme, işitme, tatma, dokunma ve koklama duyularına yönelik bir anlatım vardır. Herhangi bir varlığın, nesnenin, olayın veya çevrenin, duyu organlarımız üzerinde bıraktığı izlenimler belirli bir plana göre okura aktarılır.   ÖZELLİKLERİ:    1.Betimlemeler açıklayıcı ve sanatsal betimleme olmak üzere ikiye ayrılır.    2.Kişinin iç dünyasını anlatan betimlemelere tahlil(ruhsal portre) denir.    3.Kişinin dış görünüşünü anlatan betimlemelere simgesel  (fiziksel portre)  betimleme denir.    4.Roman, hikâye, tiyatro, gezi yazısı   gibi türlerde kullanılır.    5.Kelimelerin yan ve mecaz anlamlarına yer verilebilir.    Betimleyici anlatım biçimi, amacına göre iki çeşittir:    Açıklayıcı Betimleme : Bu tür betimlemelerde amaç bilgi vermektir. Betimlenen varlık ya da nesne tanıtıcı ve ayırıcı özellikleriyle nesnel bir tutumla okura aktarılır.    Sanatsal Betimleme : Bu betimlemede temel amaç, izlenim kazandırmaktır. Anlatımda, genel ayrıntılardan, ayırıcı ayrıntılara doğru gidilir. Kısaca gözlemlenen varlık ya da nesnenin anlatıcı üzerinde bıraktığı etki yansıtılır.      Sanatsal Betimleme:    1.İzlenim kazandırmak amacıyla yazılır.    2.Değişik duyulara seslenen ö... Devamı

Biyografiler (Yaşam Öyküleri)

2011-02-19 11:08:00

Ahmet Haşim Aşık Veysel Cahit Sıtkı Tarancı Cengiz Aytmatov Dede Korkut Evliya Çelebi Fatih Sultan Mehmet Fuzuli Halit Ziya Uşaklıgil Karacoğlan Keloğlan Kul Nesimi Mehmet Akif Ersoy Mevlana Nasrettin Hoca Nazım Hikmet Necip Fazıl Kısakürek Peyami Safa Sait Faik Abasıyanık Tarık Buğra Tevfik Fikret Vehip Sinan Yahya Kemal Beyatlı Yavuz Bahadıroğlu Yunus Emre Halk Edebiyatı Şairleri ... Devamı

Dede Korkut Hikayeleri Hakkında Bilgi Özet

2011-02-15 08:43:00

Dede Korkut hikâyeleri Oğuz Türkleri‘nin en bilinen epik destanlarındandır. Destanın 9. yüzyıla dayandığı varsayılsa da, Türk boylarının göçmen olmalarından dolayı tam olarak bir tarih belirlemek mümkün değildir. Dede Korkut Kitabındaki hikayeler tarih boyunca dilden dile, anlatıcıdan anlatıcıya aktarılan bir sözlü gelenek ürünüdür. Bu süreç içerisinde değişikliklere uğrayan hikayeler 16. yüzyılda yazıya geçirilmişlerdir.   Dede Korkut kimdir? Dede Korkut’un destanların ilk anlatıcısı  olduğu tahmin edilmektedir. Hikayelerde veli bir kişi olarak ortaya çıkar. Oğuzlar önemli meseleleri ona danışırlar. Keramet sahibi olduğuna inanılır. Gelecekten haberler verdiği söylenir. Ozan ve kamdır. Kopuz çalıp, hikmetli sözler söyler. Kopuzuna da kendine duyulduğu gibi saygı duyulur. Oğuzname’de, Dede Korkut’un 295 yıl yaşadığı ve Hz. Muhammed’e elçi olarak gönderildiği anlatılmaktadır. Oğuz Han’a vezirlik yapmış olduğu da düşünülmektedir. İsmin tarihi Korkut kelimesinin “kork-” fiil kökünden türemiş olma ihtimalinin yanı sıra Arapça kökenli olup elçi manasına gelmesi de mümkündür. Her iki ihtimalde de ‘Korkut’ kelimesinin bir lakap, bir unvan olduğu görülmektedir. “Dede” kelimesinin ise ata manasında kullanıldığı tahmin edilmektedir. Fakat destanlarda daha çok halk arasında büyük hürmet ve kutsallık kazanmış halk bilgini anlamında kullanılmıştır.   Dede Korkut’un gerçek ismi, hayatı, yaşadığı çağ ve coğrafyayı kesin olarak aydınlatmak eldeki kaynaklar ve rivayet ile mümkün değildir. Destanlardan çıkarılabildiği kadarıyla ise Dede Korkut’un iki kişili... Devamı

Ödev Ödev